Eylül ayında Borsa İstanbul’da yaşanan sert dalgalanmanın arkasında, bazı yatırım fonlarının düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde yoğunlaşması ve aynı dönemde artan çıkış talepleri bulunuyor. Fonların kısa sürede nakit yaratmak için satışa yönelmesi, işlem hacmi sınırlı hisselerde fiyat baskısını artırdı. Fiyat düşüşleri derinleştikçe fon değerleri, teminat yapıları ve yatırımcı güveni üzerinde yeni bir baskı oluştu.
25 Eylül 2026 Cuma günü BIST 100 endeksi 12.898,13 puandan kapandı. Endeks günü yüzde 0,08 yükselişle tamamlasa da gün içinde 12.840,20 ile 12.996,53 puan arasında hareket etti. Bloomberg HT’nin kapanış verilerine göre bu seviye, 9 Eylül’deki 14.505,48 puanlık kapanışın yaklaşık yüzde 11,1 altında kaldı.
Satış baskısı hangi aşamada büyüdü?
16 Eylül’de BIST 100 yüzde 5,54 gerileyerek 13.122,58 puana indi ve devre kesici uygulandı. 24 Eylül’de ise endeks yüzde 2,74 düşüşle 12.888,33 puana geriledi. Araştırma notlarında, bu hareketlerde tasfiye kapsamındaki fonların nakde dönme ihtiyacı ile portföy yeniden dengeleme işlemlerinin etkili olduğu belirtiliyor.
Likiditesi düşük hisselerde alıcı sayısının sınırlı kalması, zorunlu satışların fiyat üzerindeki etkisini artırdı. Bir fonun portföyündeki varlıkları kısa sürede elden çıkarması gerektiğinde, satış emrinin büyüklüğü ile piyasadaki karşılanabilir talep arasındaki fark açılabiliyor. Bu fark büyüdükçe fiyatlar daha hızlı geriliyor ve aynı varlığı taşıyan diğer fonların net varlık değerleri de etkileniyor.
SPK düzenlemesi neden gündeme geldi?
Sermaye Piyasası Kurulu, bazı serbest ve para piyasası fonlarının düşük dolaşımlı hisselerde şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine yol açabildiğine dikkat çekti. Kurul, bu riski sınırlamak amacıyla 28 Ağustos 2026’da fon rehberinde kapsamlı değişiklikler yaptı.
Bu düzenlemelerin ardından 17 Eylül 2026 tarihli SPK kararlarıyla yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildi. MKK kayıtlarına göre söz konusu fonlarda tekil yatırımcı sayısı 455.758 olarak açıklandı. Bu sayı, tasfiye sürecinin yalnızca kurumsal portföyleri değil, geniş bir yatırımcı kitlesini de ilgilendirdiğini gösteriyor.
Tasfiye süresinin uygun piyasa koşullarında satış yapılabilmesi amacıyla üç aydan altı aya çıkarılması, varlıkların tek seferde piyasaya sunulmasının önüne geçmeyi hedefleyen bir tedbir olarak açıklandı. Sürenin altı aya çıkarılması, tasfiyenin mutlaka bu sürede tamamlanacağı anlamına gelmiyor.
Yaklaşık 300 milyar liralık çıkış talebi iddiası
Tera Portföy’ün 20 Eylül tarihli KAP açıklamasında toplam çıkış taleplerinin yaklaşık 300 milyar TL’ye ulaştığı bildirildi. Bu rakam şirketin açıklamasına dayanıyor; bağımsız olarak doğrulanmış sektör geneli toplamı şeklinde değerlendirilmemesi gerekiyor.
Çıkış taleplerinin aynı dönemde yoğunlaşması, fon yöneticilerini portföydeki varlıkları nakde çevirmeye zorladı. Özellikle işlem hacmi düşük hisselerde satışların karşılanması güçleşti. Böyle bir ortamda fiyat düşüşleri, yatırımcıların yeni çıkış taleplerini tetikleyerek likidite sorununu daha da büyütebiliyor.
Piyasa verileri ne gösteriyor?
27 Eylül 2026 saat 01.30 itibarıyla hafta sonu nedeniyle son geçerli Borsa İstanbul kapanışı 25 Eylül tarihine ait. BIST 100’deki sınırlı günlük yükseliş, son haftalardaki kayıpların tamamen telafi edildiği anlamına gelmiyor. Endeksin eylül ayı içindeki sert hareketleri, likidite koşullarının ve yatırımcı davranışlarının fiyatlamalar üzerindeki etkisini ortaya koyuyor.
TCMB’nin 25 Eylül 2026 tarihli gösterge niteliğindeki döviz kurlarında ABD doları alış 48,7901 TL, satış 48,8780 TL; avro alış 55,5878 TL, satış 55,6880 TL olarak yer aldı. İngiliz sterlini alış 64,4761 TL, satış 64,8122 TL; İsviçre frangı alış 58,7128 TL, satış 59,0898 TL seviyesindeydi. Bu rakamlar anlık serbest piyasa fiyatı değil, TCMB tarafından yayımlanan gösterge kurlardır.
Risk hangi noktada azalabilir?
Satış baskısının hafiflemesi, fonların nakit ihtiyacının zamana yayılmasına ve düşük likiditeli hisselerde işlemlerin daha dengeli gerçekleşmesine bağlı olacak. Bunun yanında tasfiye edilen fonların hangi varlıkları, hangi takvimle ve hangi fiyat koşullarında elden çıkardığı da piyasanın yönü açısından önem taşıyor.
Ancak mevcut veriler, BIST 100’deki toplam kaybın fon bazında kesin ödeme durumunu veya tüm satışların hangi hisselerde yoğunlaştığını ortaya koyan tek ve kapsamlı bir resmî veri seti sunmuyor. Bu nedenle belirli hisseler ya da fonlar hakkında doğrulanmamış neden-sonuç ilişkileri kurmak doğru olmaz.
Yatırımcıların sosyal medya paylaşımları yerine SPK, KAP, MKK, Takasbank ve ilgili portföy yönetim şirketlerinin resmî açıklamalarını izlemesi gerekiyor. Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Bir yanıt yazın