Borsa İstanbul’da fon krizi sonrasında yatırımcıların dikkatini yalnızca endeks seviyesine çevirmesi yeterli olmayacak. Fonların hangi hisselerde yoğunlaştığı, bu hisselerin ne kadar likit olduğu ve yatırımcı çıkışlarının portföyleri ne ölçüde zorladığı daha yakından izlenecek.
Krizin en sert hissedildiği 16 Eylül 2026’da BIST 100, günü yüzde 5,54 düşüşle 13.122,58 puandan tamamladı. 25 Eylül 2026 tarihli son kapanışta ise endeks 12.899,35 puana geriledi. CNBC-e verilerine göre BIST 100, günlük bazda yüzde 0,09 yükselirken haftalık kaybı yüzde 2,90, aylık kaybı yüzde 10,01 oldu. 26 Eylül 2026 Cumartesi günü Borsa İstanbul’da işlem yapılmadığı için geçerli son kapanış 25 Eylül tarihine ait.
Fon krizinin arka planında ne vardı?
Fon krizinin görünür hale gelmesinde, bazı portföylerin düşük fiili dolaşıma sahip ve sınırlı işlem gören hisselerde yüksek pozisyon taşıması etkili oldu. Yatırımcıların aynı dönemde fondan çıkmak istemesi, bu varlıkların kısa sürede nakde çevrilmesini zorlaştırdı. Satış baskısının birkaç hissede yoğunlaşması, fiyat hareketlerini daha kırılgan hale getirdi.
Sermaye Piyasası Kurulu, 17 Eylül 2026’da yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. SPK açıklamasında söz konusu fonlarda 455.758 tekil yatırımcının bulunduğu belirtildi. Bu sayı yatırımcı adedini gösteriyor; yatırımcıların alacağı toplam tutar veya uğradığı zarar hakkında tek başına bir sonuç vermiyor.
SPK’nın 28 Ağustos 2026’da duyurduğu fon rehberinde ise teminatsız ilişkili taraf borçlanmaları, portföy yoğunlaşması ve olağandışı fiyat hareketleri üzerinden oluşabilecek risklere yönelik sınırlamalar öne çıktı. TEFAS takas düzenlemeleri 20 Temmuz 2026’da yürürlüğe girerken, bazı gayrimenkul fonu paylarında borsa fiyatı yerine net aktif değer üzerinden değerleme yaklaşımına geçildi.
Yeni dönemde ilk bakılacak gösterge portföy yoğunlaşması
Bir fonun yüksek getiri sağlaması, portföy yapısının otomatik olarak sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Yatırımcı, fonun tek bir hisseye, aynı gruba bağlı şirketlere veya düşük fiili dolaşıma sahip paylara ne ölçüde maruz kaldığını incelemeli.
Özellikle portföy büyüklüğünün, ilgili hissenin günlük ortalama işlem hacmine oranı önem taşıyor. Fonun elindeki pozisyon birkaç günlük işlem hacmini aşacak düzeye gelmişse, yoğun çıkış döneminde satışların fiyat üzerinde daha sert etki oluşturma ihtimali artabilir. Bu nedenle portföy dağılım raporları yalnızca hangi hisselerin bulunduğunu değil, bu hisselerin portföy içindeki ağırlığını da göstermesi bakımından takip edilmeli.
Fiili dolaşım ve işlem hacmi birlikte okunmalı
Fiili dolaşımı düşük hisselerde büyük fon pozisyonları, normal piyasa koşullarında sorun yaratmayabilir. Ancak yatırımcıların aynı anda çıkış talep ettiği dönemlerde alıcı sayısı azalabilir ve fiyat boşlukları oluşabilir. Günlük işlem hacmi tek başına yeterli bir ölçüt değildir; hacmin ne kadarının gerçek ve sürekli alıcı ilgisinden oluştuğu da değerlendirilmelidir.
Yatırımcıların bakabileceği temel oranlardan biri, fonun ilgili paydaki pozisyonunun hissenin fiili dolaşımına oranıdır. Bu oranın yükselmesi, fonun çıkış taleplerine karşı daha hassas hale gelebileceğine işaret edebilir. Burada kesin bir eşik belirlemek yerine fonun büyüklüğü, payın işlem hacmi ve piyasadaki diğer kurumsal yatırımcıların pozisyonları birlikte ele alınmalı.
Nakit oranı ve ödeme takvimi neden önemli?
Fon portföyünde varlık bulunması, bu varlıkların aynı gün içinde ve değer kaybı yaşamadan satılabileceği anlamına gelmez. Nakit, repo ve kolayca nakde çevrilebilen varlıkların toplam portföy içindeki payı, geri alım taleplerinin karşılanma kapasitesi hakkında fikir verir.
Bunun yanında fonun alım-satım saatleri, birim pay fiyatının hesaplanma sıklığı, satış talimatının hangi tarihte gerçekleştiği ve ödemenin kaç iş gününde yapıldığı kontrol edilmeli. Kriz dönemlerinde likidite koşulları ve ödeme süreçleri yatırımcı açısından en az fonun geçmiş getirisi kadar önem kazanır.
BIST 100 yükselirken piyasa gerçekten toparlanıyor mu?
Endeksin sınırlı bir yükseliş göstermesi, tüm hisselerde benzer bir toparlanma yaşandığı anlamına gelmeyebilir. BIST 100 ile BIST Banka, holding ve sanayi endeksleri arasındaki ayrışma bu nedenle izlenmeli. Ayrıca yükselen ve düşen hisse sayısı, taban veya sert düşüş yaşayan payların adedi ve işlem hacminin hangi sektörlerde toplandığı incelenmeli.
Endeks birkaç büyük şirketin desteğiyle yatay kalırken küçük ve orta ölçekli hisselerde düşüş sürüyorsa, piyasa genişliği zayıf demektir. Fon kaynaklı satışların belirli hisselerle sınırlı mı kaldığı, yoksa daha geniş bir tabana mı yayıldığı bu verilerle daha net anlaşılabilir.
Güncel piyasa verisi
25 Eylül 2026 tarihli TCMB gösterge niteliğindeki döviz kurlarında ABD doları alış 48,7901 TL, satış 48,8780 TL; euro alış 55,5878 TL, satış 55,6880 TL olarak kaydedildi. İngiliz sterlini alış 64,4761 TL, satış 64,8122 TL seviyesindeydi. İsviçre frangında alış 58,7128 TL, satış 59,0898 TL oldu.
Bu rakamlar anlık serbest piyasa fiyatı değil, TCMB tarafından yayımlanan gösterge niteliğindeki kurlardır. Borsa yatırımcısı açısından döviz hareketi; şirketlerin ithalat maliyetleri, döviz açık pozisyonları ve ihracat gelirleri üzerinden sektör bazında farklı etkiler yaratabilir.
Resmî kaynaklar üzerinden kontrol yapılmalı
Fonla ilgili kararlar sosyal medya paylaşımlarından veya doğrulanmamış mesajlardan takip edilmemeli. KAP bildirimleri, TEFAS fon bilgileri ve SPK duyuruları temel başvuru kaynakları olmalı. Portföy dağılımındaki değişiklikler, izahname güncellemeleri, geri alım koşulları ve tasfiye sürecine ilişkin açıklamalar bu kanallardan doğrulanabilir.
SPK, tasfiye sürecindeki sürelerden birini 21 Eylül 2026’da piyasa koşullarına uygun satış yapılabilmesi amacıyla üç aydan altı aya çıkardı. Bu düzenleme, her tasfiyenin kesin olarak altı ay süreceği veya belirli bir tutarın yatırımcıya ödeneceği anlamına gelmiyor. Ödeme miktarı ve zamanı, fonun portföyündeki varlıkların satış koşullarına ve ilgili resmî kararlara bağlı olacak.
“Fon devlet güvencesinde” ya da “zarar kesin karşılanacak” şeklindeki iddialar için genel ve kesinleşmiş bir ödeme rakamı bulunmuyor. Yatırımcıların fonun likiditesini, portföy yoğunlaşmasını ve resmî tasfiye belgelerini birlikte değerlendirmesi gerekiyor.
Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir. Fon alım satımı veya tasfiye sürecine ilişkin kararlar, yatırımcının kendi risk profili ve resmî belgeler üzerinden değerlendirilmelidir.
Bir yanıt yazın