Haberler

Yatırım fonları için yeni dönem: Hangi stratejiler öne çıkıyor?

Yatırım fonları için yeni dönem: Hangi stratejiler öne çıkıyor?

Uzun vadeli portföy inşasında yatırım fonları, maliyet, erişim ve çeşitlendirme ekseninde yeniden tanımlanıyor. Son veriler, fon endüstrisinin yalnızca pasif ürünlerin ölçek kazanmasıyla ilerlemediğini; buna karşılık daha esnek, daha yapılandırılmış ve sonuç odaklı stratejilerin de hızla pay aldığını gösteriyor. Bu dönüşümün merkezinde aktif ETF’ler, sabit getiride aktif yönetim, semiliquid yapılar ve özel piyasalara erişim sağlayan çözümler yer alıyor.

Geniş resme bakıldığında, fon piyasası iki yönlü bir baskı altında şekilleniyor. Bir yanda daha ucuz pasif ürünler, diğer yanda ise daha karmaşık ama yatırımcıya farklı sonuçlar sunabilen aktif ve alternatif ürünler var. Bu tablo, ürün seçiminin artık yalnızca ücret üzerinden değil; likidite, strateji esnekliği, risk yönetimi ve dağıtım kanalı üzerinden yapıldığını ortaya koyuyor.

Pasif büyüme devam ediyor, ama tek başına yeterli değil

Pasif fonlar hâlâ güçlü bir konumda. Ancak yatırımcı davranışı açısından kritik değişim şu: yalnızca ucuz olmak artık tam bir üstünlük sağlamıyor. Performans seçiciliği daha fazla önem kazanıyor. Özellikle 2025’te aktif büyük-blend yöneticilerinin pasif benchmark’ı geçme oranının ABD’de yaklaşık %26 olarak verilmesi ve bu oranın 2024’e göre 6 puan artması, aktif yönetimin tamamen geri plana itilmediğini gösteriyor.

ABD aktif/pasif barometresi 2025 sonu itibarıyla yaklaşık 9.248 fonu ve 26 trilyon USD varlığı kapsıyor. Bu ölçek, rekabetin ne kadar yoğun olduğunu gösterirken aynı zamanda ücret baskısının neden kalıcı hale geldiğini de açıklıyor. ABD’de varlık-ağırlıklı ortalama fon ücreti 2006’da %0,80 iken 2025’te %0,32’ye düşmüş durumda. Bu düşüş, yatırımcı lehine görünse de yönetici tarafında marj baskısını artırıyor.

Aktif ETF’ler neden öne çıkıyor?

Aktif ETF’ler, geleneksel aktif mutual fund’lara göre daha hızlı büyüyen bir kanal olarak dikkat çekiyor. BlackRock’ın aktardığına göre son 5 yılda aktif ETF varlıkları organik olarak %50 büyürken aktif mutual fund varlıkları %4 düşmüş durumda. Bu fark, dağıtım yapısının değiştiğini ve ETF formatının yatırımcı için daha verimli bir kapı haline geldiğini düşündürüyor.

Aktif ETF’lerin özellikle sabit getiride ve sonuç odaklı ürünlerde öne çıkması rastlantı değil. Faiz oynaklığı, kredi ayrışması ve getiri eğrisindeki değişim, aktif karar alma ihtiyacını artırıyor. BlackRock’ın aktif ETF’lerin küresel AUM’unun 2030’a kadar 4,2 trilyon USD’ye çıkabileceği öngörüsü de bu kanalın yapısal büyüme potansiyeline işaret ediyor.

2021 Mart–2026 Mart döneminde model portföylerde ETF’lerin en büyük temel araç haline gelmesi, bu dönüşümü destekleyen bir başka veri. 2025’te model portföy girişleri 42,6 milyar USD oldu ve bu, önceki yıla göre %42 artış anlamına geliyor. Danışmanların aktif ve pasif ETF’leri daha karışık şekilde birlikte kullanmaya başlaması da portföy tasarımında hibrit yaklaşımın güçlendiğini gösteriyor.

Sabit getiride aktif yönetim yeniden değer kazanıyor

2022’deki sert çıkışlardan sonra aktif tahvil fonları toparlandı. Buna karşın 2025’te pasif bond stratejileri 303 milyar USD net para çekerken aktif bond stratejileri 237 milyar USD topladı. Bu veri, aktif tarafta toparlanma olsa da pasif stratejilerin toplam girişte hâlâ önde olduğunu gösteriyor.

Yine de sabit getiride aktif yönetimin yeniden cazip hale gelmesi önemli. Faiz riskinin daha değişken olduğu, kredi spread’lerinin sektör bazında ayrıştığı ve makro görünümün hızlı değiştiği bir ortamda tahvilde salt endeks takibi her zaman yeterli olmayabiliyor. Bu nedenle yatırımcılar artık sadece beta taşımak istemiyor; sürenin yönetimi, kredi seçimi ve likidite ayarlaması talep ediyor.

Semiliquid ve evergreen fonlarda hızlı büyüme

2025–2026 döneminin en hızlı büyüyen temalarından biri semiliquid ve evergreen fonlar. 16 Haziran 2026 tarihli Morningstar raporuna göre semiliquid fon pazarı 600 milyar USD’ye yaklaşmış durumda. Bir önceki veri noktasına göre 2025 sonunda semiliquid piyasa 530 milyar USD’ye ulaştı ve yıllık bazda %26 arttı. Bu hız, özel piyasalara erişim isteyen yatırımcı tabanının büyüdüğünü gösteriyor.

Semiliquid ve evergreen yapılar, özel piyasa varlıklarına daha geniş yatırımcı erişimi sağlayan çözümler arasında öne çıkıyor. Bu fonlar, tam likit olmayan varlıklara daha yönetilebilir erişim sunarken likidite ile getiri potansiyeli arasında bir denge kuruyor. Ancak bu yapıların, klasik fonlara göre daha yüksek operasyonel karmaşıklık taşıdığı da unutulmamalı.

Son 12 ayda venture capital fonlarına yaklaşık 8 milyar USD, private equity tarafına 14,5 milyar USD net giriş olması, özel piyasa iştahının sadece teorik olmadığını ortaya koyuyor. Ayrıca 2024’ten bu yana 190’dan fazla yeni ELTIF başlatıldı. ELTIF yapılarının Avrupa’da hızla çoğalması, perakende ve danışman kanalı üzerinden özel piyasalara erişimin kurumsallaştığını düşündürüyor.

ELTIF ve UCITS arasındaki denge

UCITS ve ELTIF, Avrupa fon mimarisinde iki farklı ihtiyaca cevap veriyor. UCITS, likidite ve standartlaştırılmış yapı açısından güçlü kalırken; ELTIF, daha uzun vadeli ve daha geniş özel piyasa erişimi sunuyor. Bu ayrım, fon yöneticilerinin ürün geliştirme süreçlerinde strateji kadar regülasyon tasarımını da dikkate alması gerektiğini gösteriyor.

Özellikle danışman kanalı açısından bakıldığında, daha önce erişimi zor olan varlık sınıflarının kontrollü likiditeyle sunulması, ürün tasarımında yeni bir sayfa açıyor. Burada asıl soru, yatırımcının bu yapıları uzun vadeli risk bütçesine uygun biçimde kullanıp kullanamayacağıdır.

Danışman modeli ETF merkezli hale geliyor

Model portföylerde ETF kullanımının artması, portföy inşasının dağıtım tarafında da değiştiğini gösteriyor. ETF’ler artık yalnızca maliyet avantajı nedeniyle değil; operasyonel kolaylık, şeffaflık ve parçalı portföy tasarımı sağladığı için tercih ediliyor. Bu eğilim, mutual fund’ların geleneksel ağırlığını azaltıyor.

Danışmanların aktif ve pasif ETF’leri birlikte kullanması, tek bir ürün sınıfına bağlı kalmayan daha modüler bir yaklaşım doğuruyor. Böylece portföy, piyasa koşullarına göre yeniden kalibre edilebiliyor. Bu teknik yaklaşım, hem risk dağılımını hem de uygulama verimliliğini iyileştiriyor.

Strateji 2025-2026 sinyali Öne çıkan nokta
Aktif ETF Hızlı büyüme Sabit getiri ve sonuç odaklı kullanım
Pasif ETF Güçlü ölçek Düşük maliyet ve model portföy hakimiyeti
Aktif tahvil fonu Toparlanma Faiz ve kredi ayrışmasına yanıt
Semiliquid / evergreen Yüksek ivme Özel piyasalara geniş erişim
ELTIF Yeni ürün akışı Avrupa’da özel piyasa erişimi

Sonuç: Strateji seçimi maliyetten çok yapı meselesi oldu

Yatırım fonlarında yeni dönem, sadece en ucuz ürünün kazanmadığı bir dönem. Pasif ürünler ölçek avantajını koruyor; aktif ETF’ler hızla büyüyor; sabit getiride aktif yönetim yeniden değer kazanıyor; semiliquid ve evergreen yapılar ise özel piyasa erişimini genişletiyor. Morningstar, EFAMA, BlackRock, Deloitte, PitchBook gibi kurumların verileri aynı sonucu işaret ediyor: rekabet artık yalnızca ücret üzerinden değil, ürün mimarisi üzerinden yürütülüyor.

Bu çerçevede yatırımcılar için temel soru, hangi fonun en popüler olduğu değil; hangi stratejinin portföy hedefi, likidite ihtiyacı ve risk bütçesiyle uyumlu olduğu. 2025 ve 2026 verileri, fon endüstrisinin daha seçici, daha teknik ve daha katmanlı bir yapıya geçtiğini açık biçimde gösteriyor.

Not olarak, 21 Ağustos 2026 itibarıyla evergreen fund endekslerinde US Private Debt Evergreen Fund 3 MTH Index için 1 günlük getiri +%0,51 olarak listelenmiş durumda. Bu tür veriler piyasa göstergesi niteliği taşısa da, genel strateji trendini tek başına belirleyen ana veri olarak okunmamalı.

Yazar

Kerem Arslan

AltınVade’nin Bitcoin, Ethereum ve dijital varlık piyasalarına ilişkin içeriklerinde kullanılan editoryal yazar profilidir. Kripto piyasasını teknoloji, düzenleme, volatilite ve risk yönetimi ekseninde inceler.

Kaynak Bilgisi

Altın Vade

AltınVade, altın, döviz, finans ve ekonomi alanındaki gelişmeleri anlaşılır, güncel ve güvenilir bir dille okuyucularına sunmayı amaçlayan bağımsız bir içerik platformudur. Veriler ve haberler farklı kaynaklardan derlenerek titizlikle incelenir; okuyucuların piyasa gelişmelerini daha kolay takip edebilmesi için sade ve anlaşılır şekilde hazırlanır.

Sitemizde yer alan içerikler bilgilendirme amacı taşır ve yatırım tavsiyesi değildir.

Kaynak bağlantısını görüntüle

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir