Makroekonomik Görünüm ve Dezenflasyon Süreci
3 Mart 2026 itibarıyla Türkiye ekonomisi, uzun süredir uygulanan sıkı para politikası ve yapısal reformların meyvelerini topladığı bir dengeleme sürecinden geçmektedir. Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri doğrultusunda, enflasyondaki katılıkların çözülmeye başladığı ve fiyat istikrarının önceliklendirildiği bir dönemdeyiz.
Özellikle 2024 ve 2025 yıllarında atılan kararlı adımlar, TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) üzerindeki baskıyı hafifletmiş, yıllık enflasyonun psikolojik sınırların altına inmesine zemin hazırlamıştır. Piyasa beklentileri, baz etkisinin sona ermesiyle birlikte daha yatay ve öngörülebilir bir enflasyon patikasına işaret etmektedir.
TCMB Para Politikası ve Faiz Beklentileri
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılının ilk çeyreğinde ‘bekle-gör’ politikasından ziyade, veriye dayalı ince ayar (fine-tuning) stratejisini benimsemektedir. Reel faiz pozisyonunun korunması, TL varlıklarına olan talebi canlı tutarken, kredi büyümesindeki seçici sınırlamalar devam etmektedir.
- Politika Faizi: Enflasyon beklentilerinin çıpalanmasıyla birlikte, faiz indirim döngüsünün zamanlaması piyasaların ana gündem maddesidir.
- Likidite Yönetimi: Piyasadaki fazla likiditenin sterilizasyonu için kullanılan araçlar çeşitlendirilmiştir.
Döviz Kurları ve Teknik Analiz (USD/TRY)
Teknik Göstergeler
Dolar/TL paritesinde volatilite, önceki yıllara kıyasla belirgin şekilde azalmıştır. Teknik analiz perspektifinden bakıldığında, kurun kontrollü ve ılımlı bir yukarı yönlü trend izlediği, ancak reel değerlenme sürecinin ihracatçı üzerindeki baskısının da göz önünde bulundurulduğu görülmektedir.
Grafiklerde 50 ve 200 günlük hareketli ortalamaların üzerindeki seyir devam etmekle birlikte, RSI (Göreceli Güç Endeksi) aşırı alım bölgelerinden uzaklaşarak daha dengeli bir seviyeye oturmuştur. Olası geri çekilmelerde kurumsal talep, destek seviyelerini belirginleştirmektedir.
BIST 100 ve Yabancı Sermaye Girişleri
Türkiye’nin kredi notundaki artışlar ve CDS (Kredi Risk Primi) seviyelerindeki düşüş, Borsa İstanbul’u yabancı yatırımcılar için cazip kılmaya devam etmektedir. 3 Mart 2026 itibarıyla bankacılık ve holding hisseleri öncülüğünde endeksin dolar bazlı direnç seviyelerini test ettiği gözlemlenmektedir.
Sektörel Ayrışmalar
- Sanayi: İhracat pazarlarındaki toparlanma ile birlikte ivme kazanmaktadır.
- Teknoloji ve Enerji: Yeşil dönüşüm teşvikleri sayesinde pozitif ayrışmaya devam etmektedir.
Sonuç ve Stratejik Öngörü
2026 yılının Mart ayı, Türkiye ekonomisi için stabilizasyonun kökleştiği bir dönüm noktası niteliğindedir. Yatırımcılar için portföy çeşitlendirmesinde TL varlıkların ağırlığının korunduğu, ancak küresel risk iştahına bağlı olarak temkinli iyimserliğin sürdüğü bir konjonktür hakimdir.
Bir yanıt yazın